
DAY 49
13 Eylül 2009 Pazar
Adrenalinin ve eğlencenin tavana vurduğu an! Rafting yeeaaaahhh!!!..
Rishikesh’te neredeyse her köşe başında bir Rafting ve Trekking reklamı var. Doğa sporları epey bi popüler. Eeee burda olupta Ganj nehrinde Rafting yapmamak olmazdı. Eylül başında Rafting sezonu yeni başladı. Bizde bir ara gidelim diye düşünüyorduk. Sabah arkadaşlarımız İrlandalı Eoghan ve Amerikalı Emiko odamıza geldiler; “Hadi Raftinge gidelim” diye. Tabi ki hemen olur dedik. Hazırlanıp organizasyonu yapan Red Chilli’ye gittik. Buradaki en profesyonel görünen firma onlardı. Bir süre bizi Rafting’in başlayacağı yere götürecek olan jipi bekledik. Bir kaç gündür burda da çok yağmur yağdı. Musonlar son zamanlarını yaşıyor. Bu nedenle toprak kayması fazla olduğu için yolların bir bölümü kapanmış. Jipimizin gelememe durumu bile vardı. Neyse ki geç de olsa geldi ve yollara düştük. Bizim dışımızda 5 kişi daha vardı. Yollar cidden çok kötüydü, kocaman kayalar yolun ortasına düşmüştü. Zar zor olsa da gideceğimiz yere ulaştık.

İlk önce bizimle gelecek olan Red Chilli ekibinin botları şişirmelerini bekledik. Sonra bize can yeleklerimizi, kasklarımızı ve küreklerimizi verdiler. Neler yapacağımızı detaylı bir şekilde anlattılar. Herşeyi can kulağıyla dinlemeye çalıştık ne de olsa bu bizim ilk Rafting deneyimimiz olacaktı. Suya botun yanına gelince biraz da heyecanlandım!
Biz 4 kişi ve yanımızda 2 çalışan bir botta, diğer 5 kişi ve 2 çalışan diğer botta yerlerini aldılar. Bir de etrafımızda sonradan önemlerini daha da iyi anladığımız 4 Kano Kayak . Gerçekten önemli görevleri var, akıntıya göre güzergahı belirlemek ve acil durumda bize yardım etmek! Kayaktakilerden biri de cesur bir Avusturalyalı kızdı:) Suyun içinde öyle akrobatik hareketler yapıyorlardı ki şaşmamak imkansız. En sevdiğim hareketleri ise kürekleri çevirip kayakla birlikte tamamen suyun altına girip tekrar ters dönerek hiç bişey olmamış gibi yukarı çıkmalarıydı!

Yağmurlardan dolayı su seviyesi biraz yüksek ve akıntı hızlıydı. Başlamadan önce Eoghan, Emiko ve Emci suya atladılar dalgıç gibi. Neyse efendim atladık botlara ve kürekleri çekmeye başladık. Düz suda gitmek kolay tabi:) Yanımızdaki adamlardan biri bizi sürekli yönlendiriyor: “Row forward, please.. . and relax”. Kayaktakiler sağ tarafı gösteriyor oraya gidiyoruz, solu işaret ediyor o tarafa ilerliyoruz.
İlk rapid’e(dalgalarla dolu azgın bölüm) geldik. Yukarı aşağı suyun üstünde yükselip, iniyoruz ve kürek çekmek cidden çok zor. Tamemen ıslanıyoruz..Amaaa işte o an gerçekten keyif almaya başlıyorsun ve çookk eğleniyorsun. Bir hayatta kalma mücadelesi var, motor yok hiç birşey yok sadece senin ve arkadaşlarının çabası var! Team Spirit.. All for One, One for All..
Her rapidden sonra kutlama yapıyoruz Pura Vida!... Pura Vida Costa Rica'da yaygın olarak kullanılan bir deyim(Eoghan'dan öğrendik biz de) ve kelime anlamı "Pure Life" ama kullanılışı "İşte Yaşamak, işte hayat BU!" olarak çevirilebilir.

Sonra tekrar düz sulara çıkıp biraz nefes alıyoruz. Güneşi görüp ısınmaya ve kurumaya başlıyoruz. Rehberimiz bize sıradaki rapidin adını söylüyor. Hepsinin kendine özgü bir ismi var. Bazılarının adından zorluk derecesini anlayabiliyorsun! Gidiyoruz tekrar sularla boğuşup, savaşıyoruz. Sonra yeniden su gibi biz de durulup, dinleniyoruz. trafımızdaki doğanın tadını çıkarıyoruz. Bu sırada iki tane ceylan tepelerde zıp zıp dolaşıyorlardı. Çok şirindiler..
Sıradaki rapidin adı sanırım Roller Coster’dı ya da Golf Course tam hatırlayamıyorum. Diğer bot tam önümüzdeydi ve büyük dalganın içine girdi. O kadar yükseldiler ki devrilecekler galiba derken, bir anda biz o dev dalganın içine girdik, suyun üzerimize geldiğini gördüm veeee devrildik, botumuz ters döndü!! Suyun içine girdiğimde “Ooo işte olan oldu” diye tek bir cümle geçti beynimden. Sonrası büyük bir sessizlik ve boşluk hissettim, inanılmaz bir andı. Korku, panik hiç birşey yoktu. Zaman durdu sanki.. İşin garip tarafı aynı şeyleri aşkımda hissetmiş, sonra birbirimize aynı cümlelerle anlattık yaşadıklarımızı. İlginçti gerçekten!
Suyun üstüne çıktığımda önce Emiko’yu yanımda gördüm, onun yanında da ters duran botumuzu! Etrafımıza bakındım ve hemen diğer botun yanımaza geldiğini gördüm. Bottaki adam önce Emiko’yu yukarı çekti, sonra can yeleğimden tutup beni yukarı çıkardı. O anda aşkımın botun diğer tarafında suda olduğunu gördüm ve onu da yukarı aldılar. Derin bir nefes aldım.. Nasıl olduysa hiç su yutmamışım. Bottakiler bize endişeyle bakıp, nasılsınız diye sormaya başladılar. Evet neyse ki iyiydik ve hayatta kalma çabamız olumlu sunuçlanmıştı:) Bir baktım terliğimin teki yok ayağımda, neyse dedim tek kayıp bu olsun. Ama kayaklardaki çocuklardan biri nasıl olduysa bulmuş getirmiş. Herşey o kadar hızlıydı ki 4 kayak botumuzu düzeltip, yanımıza getirdi. Bir anda tekrar kendi botumuza yerleştik. Hepimiz sağlamdık ve nağralar atarak kurtuluşumuzu kutladık.
Sonradan aşkımın anlattıklarını dinliyorum ve inanamıyorum!
Emci’den
“Ben dedim ki bu sefer bu dalga bizi yutar.. Vurdu devirdi. Altındaydım botun.. O kadar derin, dolu, anlamlı ama bir o kadar da boş bir andı ki anlatamam. Düşünce yok, sakinlik ve huzur var sadece. Ses yok dinginlik var. Sonsuz bir kaç saniyeydi suyun altında geçen. Hep o ölümden gelenlerin bahsettiği ışığı gördüm sonra ve o ölümsüz an yukarı çıkmamla kaybolup yerini hayat mücadelesine bıraktı. Çıktım ve Gonca’yı aramaya başladım gözlerimle. Tüm güvenlik uyarılarını falan bırakıp akıntıya karşı Gonca’ya doğru yüzmeye çalıştım elimde kürekle. Sanırım ben botlardan 10 metre falan uzakta kalmıştım. Ölmek nerdeyse imkansız raftingde sanırım ama yine de Gonca’yı görene kadar nefes alamadım hiç. Sonra yine kaybettim akıntı beni ileri attı. En son bota ben çıkmışım. Neyse herkes ordaydı. İlk rafting deneyiminde devrilmek ve sonunda hala mutlu olmak sanırım bunun bir tutku olacağının göstergesi. Sorun yok herkese tavsiye edilir şiddetle. Go for it...”
İşte burda çok iyi anladık profesyonel bir ekiple böyle şeyler yapmanın ne kadar doğru bir tercih olduğunu. Veee iyi ki 2 botmuşuz.
Rafting’e başlamadan önce bize anlattıkları acil durum önerilerini dinledim ama nedense hiç başımıza geleceğini düşünmemiştim!
Eoghan daha önce bir çok yerde Rafting yapmış, hatta en son Costa Rica’da. Ama ilk defa botu burda devrilmiş. Zavallı bize tavsiye ettiği için önce kendini kötü hissetti ama bizim hala güldüğümüzü ve eğlendiğimizi gördüğünde rahatladı. “Çok sevindim korkmadığınıza ve eğlendiğinize” dedi.
Şanslıyız işte ilk sefere hızlı ve adrenalin dorukta başladık! Aşkımın deyimiyle Ganga bizi kutsadı:)
Yola devam edip, Goa Beach dedikleri ufak bir kıyıya çıkıp mola verdik. Soğuk içeceklerimizi içip, cipslerimizi yedik. Sırılsıklamdık, kıkır kıkır gülüp birbirimize bakıyorduk. Terliğimi bulan adama bi daha teşekkür ettim. O azgın sularda imkansızı başarmıştı.
Günün özeti; çookk eğlendik, hala hayattayız ve gerçekten yaşadığımızı hissettik!